Röportajlar

Doç.Dr.Müge ÖZCAN : O da bir Vejetaryen…

Yazan TVD

Doç.Dr.Müge TUNCER ÖZCAN… O bir vejetaryen. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde Doçentlik statüsünde görev yapan bir doktor aynı zamanda. Vejetaryenliği bir de, bu yola gönül vermiş bir hekime soralım istedik: NEDEN VEJETARYENLİK? Vejetaryenliğe geçişiniz nasıl oldu, neden vejetaryenlik? Aslında bundan bir yıl öncesine kadar vejetaryen olmayı hiç düşünmedim. Hatta vejetaryenliğin sağlıksız bir seçim olduğunu düşünürdüm. Ama hayvan ve özellikle kedi sevgim çok güçlüdür. Bu durum bana ailemden geliyor. ilk hatıram bir kedi!! Ama kocaman bir kedi. O zamanlar ben çok küçük olduğum için kedi çok büyük görünüyormuş gözüme herhalde. Birkaç yıldır sokak kedilerini beslemeye ve “iyi ki insanlar kedileri yemiyorlar, yoksa hiç sokak kedisi kalmazdı” diye düşünmeye başladım. Bir de yediğimiz etlerin hayvanların kolları, bacakları, kasları olduğunun bilincine vardım. Aslında hepimiz bunu biliyoruz, ama içselleştirmiyoruz. Ama hala vejetaryen olmak aklımın ucundan bile geçmiyordu. Bir gün hamile bir ineğin (hem de Türkiye’de) kesilmesini, daha inek ölmeden yavrusunun karnından çıkarılmasını, yere atılmasını, sonra yavrunun da kesilmesini ve can çekişmesini, ve sonra onun da kesilip sanki çöpmüş gibi çöpe atılmasını izledim. Ertesi gün vejetaryen oldum. O hayvanlar da aynı bizler gibi gebe kalıyor, doğuruyor doğururken acı çekiyor ve biz onları öldürüp yiyoruz. Ne yazık ki ben bunun farkına 43 yaşındayken vardım. İnsanlar et yiyecek diye hayvanların bu kadar acı çekmesine gerek yok… Vejetaryenliğe geçinizden bu yana bedensel zindeliğinizi nasıl değerlendiriyorsunuz? Öncesi ve sonrası şeklinde belirgin bir ayrım yaşadınız mı? Ben doktorum ve çok stresli bir mesleğim var. Hem sürekli dertli insanlarla karşılaşmak, hem onları ameliyat etmenin stresi.. 22 yaşında migren, 30 yaşında hipertansiyon hastası oldum. Boynumda mikroskopla ameliyat yapmaktan kaynaklanan dört tane fıtık var. 14 yıldır tansiyon ilacı kullanmama rağmen, zaman zaman tansiyonum yükselirdi. Ayda en az 2-3 kez migren atağı geçirirdim. Vejetaryen olduktan sonra tansiyonum hiç yükselmedi. Ve mucizevi bir şekilde migren ataklarım azaldı, son iki aydır hiç atak geçirmedim.. Ayrıca depresif ruh halim kesinlikle azaldı. Artık bir yere gidip gelirken etrafıma bakıyorum. Gördüğüm şeyler bana mutluluk veriyor. Bunlar et yemememle ilgili olabilir gibi geliyor bana, yoksa hayatımda değişen başka birşey yok… Lacto-ovo bir vejetaryen olarak yakın zamanda Veganlığa geçiş yapmayı planlıyorsunuz. Sizi Veganlığa teşvik eden şey nedir, bu konuda herhangi bir problem yaşayacağınızı düşünüyor musunuz? Bu geçiş ne kadar yakın olur bilemiyorum. Sonuçta, 43 yıldır et yiyordum. Et yerken baklagilleri hemen hemen hiç yemezdim, barsaklarımın toleransı hiç yoktu. Vejetaryen olduktan sonra ilk kez soya yedim, karnımın ağrısından ölüyorum sandım. Sonra kendime bir takvim hazırladım ve bu takvime göre, önce bezelyeden başlayarak baklagilleri yemeye, daha sonra yeme sıklığımı artırmaya başladım. Protein ihtiyacım için de ilk başlarda haftada 2 kez yumurta yiyordum. Bir de kahvaltıda peynir, zaten sadece hafta sonları kahvaltı yapabiliyorum. Şimdi yumurtayı haftada bire düşürdüm. Gün aşırı rahatsızlık hissetmeden baklagil yiyebilir hale geldim. Her gün baklagil yiyebilince, vegan olmayı planlıyorum. Döllenmemiş yumurta ve süt ürünleri yemek bir hayvanın ölümüne neden olmuyor ama, sonuçta hayvanlardan bunları elde etmemiz için onları sürekli doğurtuyorlar, yavrularını erkenden yanlarından alıyorlar, hayvanlar kötü koşullarda, acı içinde yaşıyorlar. Artık bunlara da ortak olmak istemiyorum. Vegan olunca kesin olarak bir problem yaşayacağım: Ev dışında yemek yeme problemi. Türkiye tam bir et ülkesi. Et lokantası dışında lokanta çok az. Sebze yemekleri bile çoğu zaman etle pişiriliyor. Vegan olunca sanırım dışarıda sadece salata yiyebileceğim. Yumurta yiyemeyeceğim için dışarıda börek, poğaça, kurabiye veya pasta da yiyemeyeceğim. Ama şimdiden alternatifler için hazırlanıyorum. Kişisel görüşünüz dışında bir hekim olarak vejetaryenliğe bakışınız ne yönde idi, vejetaryen olmanızla birlikte bu değişti mi? Tıp fakültesinde bize protein kaynağı olarak hayvansal ürünler; et, süt ve yumurta öğretildi. Bunlarda bulunan proteinlerin vücut tarafından verimli olarak kullanılan proteinler olduğu, ancak bu besinlere ulaşamayan insanların tam olmasa da protein ihtiyacını baklagil ve diğer bitkisel proteinlerle giderebileceği öğretildi. Yani bitkisel proteinler, ancak hayvansal proteinlere ulaşılamazsa kullanılmalıydı. Tıp fakültesinde okuduğum yıllarda “vejetaryenlik” diye bir kavramı bilmiyordum. O zamanlar, toplumun çoğuna olduğu gibi, bana da et yemek gayet doğal geliyordu ve bu bilgileri sorgulamadım bile. Vejetaryen olma sürecim gerçekten çok kısa sürdü, ve bu zaman içerisinde protein kaynaklarını, bitkisel kaynakların hangi amino asitleri içerdiğini, neleri içermediğini araştırmadım. Sonuçta ben bir doktorum, vücudumda demir, protein veya beslenmedeki eksikliklere bağlı herhangi bir bozukluğu farkederim, hatta farkedilebilir olmadan önce laboratuvar testleriyle belirlerim diye düşündüm. Hakikaten de, 2 ayda bir kan testleri yaptırıyorum. Demir değerlerimde hafif bir düşme dışında bir değişiklik olmadı henüz. Vejetaryen olduktan sonra, vejetaryen beslenme ile ilgili kitap araştırdım, sadece bir tane Türkçe kitap vardı ve baskısı bitmişti. Türkçe sadece vejetaryen yemek tariflerine ulaşabildim. Ama vejetaryen beslenmeyi anlatan birkaç İngilizce kitaba ulaşabildim ve bunları okudum. Sonuçta bitkisel kaynaklarla protein ihtiyacımızın tümünü karşılayabileceğimizi öğrendim. Sadece kitap değil, tıbbi makaleler de okudum. Ve iyi ki vejetaryen olmuşum dedim. Tabii şunu da göz ardı etmemek gerekir: Bizdeki tıp eğitimi daha çok batı kaynaklı. Halbuki uzak doğuda vejetaryen beslenen pek çok insan var. Bunlarda protein eksikliği veya protein metabolizmasında bozukluklar olduğuna dair herhangi bir bilgi okumadım. O zaman, çoğu doktorun düşündüğünü aksine, vejetaryenlik hayatla bağdaşmayan bir durum değil. Ülkemizde vejetaryenlik alanında çalışma yapılmamasını neye bağlıyorsunuz, Türk hekimlerin bu konuya bakış açısı ne yönde? Hekim olduğumdan, etrafımdaki arkadaşlarımın çoğu da hekim. Bunların hepsi vejetaryen olmama aşırı tepki gösterdi. Büyük çoğunluğu, tıp fakültesinde bana verilen bilgilere sahip olduklarından, hayvanları tek protein kaynağı olarak görüyorlar. Bana hasta olursun dediler. Hele bir tanesi, “aman dikkat et de, kızın senin gibi bir aptallık yapmasın” dedi, yani dolaylı olarak bana aptal dedi. Bu arkadaşlarıma kızmıyorum, sonuçta bana bir zarar gelmesin diye endişelendiklerinden böyle yapıyorlar. Onlara endişelenmemelerini, hasta olmayacağımı, hasta olursam da emin ellerde olduğumu söyleyerek karşılık veriyorum, yani işi biraz şakaya vuruyorum. Ancak yaşça benden büyük başka bir doktor arkadaşıma “Ben artık tavuk yemiyorum, vejetaryen oldum” dediğimde, sanki ben ona “Neden et yiyorsun” veya “Neden kurban kesiyorsun” demişim gibi, “Ben Allahın Kuranda bana helal kıldığı her şeyi yerim, kurbanımı da keserim” diye sinirli bir yanıt verdi. Bu arkadaşım dini vecibelerine bağlı bir arkadaş. O zamana kadar vejetaryen olmanın İslam dinine ters bir durum olacağını hiç düşünmemiştim. Çünkü müslümanlara yasak edilmiş bazı yiyecekler var, ama helal sayılanların hepsini yemek zorunda mıyız? Sanıyorum, bazı kişiler şu veya bu nedenle vejetaryenliği Budizmle özdeşleştiriyorlar. Bu arkadaşım da benim Budist olduğumu sandı herhalde. Budist olsam da kimseyi ilgilendirmez ama değilim. Sonra facebook’ta değişik sayfalarda vejetaryen olmayanların yorumlarını okudukça, bazı insanların vejetaryenliğe aynı bu şekilde tepki verdiklerini gördüm, ve bu saldırgan tutumun oldukça yaygın olduğunu farkettim. Mutlaka dini nedenlerle et yemeyenler de vardır ama benim gibi hayvanlara kıyamadığı için et yemeyenler de var. Bu insanlara saldırganca davranmak niye? Ben et yiyenlere saldırganca davranmıyorum. Belki bir gün onların da bakış açıları değişir, daha çok hayvan kurtulur diye düşünüyorum. Türkiye’de vejetaryenlikle ilgili çalışmalara gelince… Doktorlar bile vejetaryenliğe bu kadar tepkiliyken çalışmayı kim yapacak? Ayrıca o kadar az vejetaryen var ki (bizim hastanede çalışan doktorlardan ben dahil 2 kişiyiz, diğer arkadaşım da kendini “sosyal et yiyici” olarak tanımlıyor, yani sosyal ortamlarda et yiyor), çalışmalar kimin üzerinde yapılacak? Çalışma yapmak için üzerinde çalışılacak vejetaryen insanlar lazım. Bu nedenlerle, önce vejetaryen sayısının artması lazım. Vejetaryenliğin daha iyi tanıtılması lazım. Hayvansal protein yemeyenlerin hasta olmadığı literatürde çalışmalarla gösterilmiş. Bunların insanlara duyurulması lazım. Vejetaryenliğin sizin hekimlik branşınız itibariyle kişi üzerinde yaratacağı etkiler var mıdır, varsa neler? Ben Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanıyım, bilgilerim dahilinde, benim branşım itibarıyla böyle bir etki yok. Literatürde yapılan çalışmalar daha çok kardiyovasküler risk faktörleri üzerinde yapılmış ve vejetaryenlerde kalp krizi geçirme riskinin azaldığı bulunmuş. Vejetaryenliğe geçmek isteyen kişilere ne tavsiye edersiniz? Korkmamalarını. Batı dünyasında olmasa da, Doğuda bir çok vejetaryen var sağlıksız değiller. Vücudumuz ihtiyacı olan protenlerin en az yarısını kendisi üretebiliyor. Diğerlerini de bitkisel kaynaklardan sağlamak mümkün. Okumak isterlerse onlara Vesanto Melina ve Brenda Davis’in yazdığı Becoming Vegetarian isimli kitabı önerebilirim. Belki Türkiye Vejetaryen Kulübünün katkılarıyla bu kitabı hep birlikte Türkçe’ye çeviririz…. Son olarak eklemek istediğiniz bir konu var mı? Türkiye’de vejetaryenliğin kesinlikle tanıtılması gerekli. Bu kurumsal bazda yapılırsa, kişisel bazda yapılandan kesinlikle daha başarılı olacaktır. Türkiye Vejetaryen Kulübünü bu alanda yaptığı çalışmalardan ötürü kutluyorum. Daha büyük kitlelere ulaşabilmek için yeni projeler yapılmalı ve bunun için maddi kaynaklar bulunmalı diye düşünüyorum. Bize vakit ayırarak sorularımızı cevaplandırdığınız için teşekkür ederiz. Ben de teşekkür ederim. Röportaj: Türkiye Vegan & Vejetaryenler Derneği – Ağustos 2011, www.tvd.org.tr

Yazar Hakkında

TVD

Yorum Yap

6 + 6 =


Paylaşım